1 Ağustos 2007 Çarşamba

Cümle Alem

Ben olsun istiyorum,
sen yanlış yapıyorsun diyorsun,
ben yanlışımı düzeltmeme yardımcı ol diyorum,
sen bana kızıyorsun..

Sen ben içimde, cümle alem dışımda.

11 Temmuz 2007 Çarşamba

Srebrenitsa Katliamı

12 sene önce bugün son yüzyılın en büyük dramlarından biri yaşanmış, Sırplar bizim 8 bine kardeşimizi katletmiş, hem de Birleşmiş Milletler tarafından 'güvenli bölge' ilan edilen bir yerde... Üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen hala yüzlerce ölü beden çıkıyormuş toprak altından…
-mış yazdım çünkü bilmiyordum bugünün katliamın yıldönümü olduğunu, ne yazık ki bugüne kadar yüreğimi burkmamıştı bu katliam…
Katliamdan sonra genç kızları ayırıp hepsine tecavüz etmişler, çoğu hamile kalmış...
Haberlerde izledim, Sırplar tarafından tecavüz edilen ve sonrasında hamile kalan bir kadınla söyleşi yapıyorlardı. Kadın çocuğu aldırmak için doktora gitmiş, doktor, altı aylık hamilesin çocuğu almak çok riskli, ölebilirsin, demiş. Kadın şu cevabı verdi: 'Bir Sırp'ın çocuğunu doğuracağıma ölürüm daha iyi…'

6 Temmuz 2007 Cuma

İnsan Organlı Varlıklar

Yerde yaralı halde yatan gazeteciyi öldüren ya da yaralıları taşıyan bir ambulansa ateş açan İsrail askerleri bu fiilleri gerçekleştirirken neler düşünüyordu acaba?

Normal insanlar gibi sağlıklı düşünemedikleri kesin de..

Ağzımı bozmayayım, küfür etmeyeyim diyorum ama nerde..
Malum dünyamızda insan organlı varlık çok..

24 Haziran 2007 Pazar

Kola Şişesi

Yakalarken ne kadar da hevesliydim, hepsini eve getirecektim, bir-iki gün onlarla oynayacaktım, öleceklerdi ama olsundu en azından meşgale çıkacaktı bana..
Saydım tam onüç tane yengeç yakalamışız. Az-buz değil yaklaşık kırkbeş dakika sığ dere içinde yengeç peşinde koştuk. Yakaladıklarımızı afiyetle boşalttığımız kola şişesinin içine koymaya başladık. Arkadaşların dediğine göre ben başka yengeçlerin peşindeyken kola şişesindeki yengeçlerin en irisi küçük yengeçlerin kollarını kopartıyormuş..
Neyse, sonrasında ben devraldım yengeç nöbetini; on-onbeş dakika uzun bir sopayla oynadım yengeçlerle(e biraz tırsma da var tabii) sonra sıkıldım, zaten onlar da birbirleriyle oynaşmayı bırakmışlardı.. Bezgin hayvanlarla uğraşmak hoşuma gitmedi..
Acıdım sonra yahu, salıverdim hepsini..
Olsundu, en azından meşgale çıkmıştı..
Japon beslemek en iyisi, yengeç terbiyeciliğine gerek yok:))

19 Haziran 2007 Salı

bal'ım

Konuşmanın benim tarafımdan olan kısmı, sadece benim yazdıklarım..

-dün gece ne düşündüm: acaba seni 3 sene öncesinden çok daha fazla mı sevsem.. şimdi sadece ayrılsın diyorum, ayrılmıyorsun ayrılmayacaksın. ama bazen diyorum ki: ben seval i hiçbir zaman tüm benliğimle sevmeye çalışmadım, sevmedim, acaba şimdi delicesine seversem ne olur..
-sence ne olur?
-ben bilerek tüm benliğimle seni sevmedim, çünkü sen hep başkasını başkalarını sevdin, eğer delicesine seni sevseydim üzüldüğümden çok daha fazla üzülürdüm. ama şimdi diyorum ki kendime sen hiçbir zaman seval i tüm uzuvlarımla sevmedin, dene bi. mi?
-dedim ya sen hep başkalarını sevdiğin için ben sana bağlanmaktan, üzülmekten korktum. ama artık bir şeylerin değişmesini istiyorum yaşamımda.
-başka ne diyeyim ki, beni ağlatabilen tek insansın.
-ağlattın işte ya, sormasana.
-ne garip insanım ben, bir saat önce başka biriyle dönmekten bahsediyordum, şimdiyse zaten ben seninle hep dönüyordum, gel beraber dönelim diyorum.
-evet onur’ un sana ihtiyacı var ama benim sana olan ihtiyacım, tutkum..
-ne güzel demiş abim: ellerin uzanmasın uzak dursun dedim, hayal ettiklerin bana yakışmasın..
-hayır, duman benim grubum, lafı geçmişken 'senin gibi' yi armağan ediyorum sana, aç bi dinle benden sana gelsin:)
-benim sana ihtiyacım yoksa neden beş seneden beri değişmeyen tek arzum sensin.. evet artık mutlu sayılabilirim çünkü neşeli görünmeyi, insanları aldatmayı öğrendim.
-dedim ya işte mutlu GİBİ görünüyorum sadece, mutlu olsam sana her şeyimi söylediğim gibi bunu da söylerdim.
-mutsuz değilim evet ama artık biraz da mutlu olayım istiyorum, şimdiye kadar hep orta karar yaşadım zaten..
-öğrenemedim ki mutlu olmayı, bir türlü başaramıyorum..
-ben ne diyorum, sen ne diyorsun hala.. dışarıdan nasıl göründüğümün ne önemi var ki, kafama taktığım, sürekli beynimi kemiren biri var ve ben kendime hiç iyi görünmüyorum.
-haklısın kendimi düşünerek yazıyorum bunları.
-çok haklısın senin yapacak bir şeyin yok, artık benim de bal'ım öldü galiba.
-bal'ım mı: aşkım sen benim bal'ımsın, kanıma karışmış kanın..
-belki baştan olur deseydin hiç böyle şeyler yaşanmayacaktı. çoktan hayatından çıkmış olacaktım.
-başta kabul etseydin, hiç bunları konuşmazdık şu an, hatta senin açından daha iyi olurdu. neden öyle olacağını bildiğim için istemedim belki de dedin ki?
-belki hiç anlaşamazdık demek istiyorum.
-ben böyle devam etmesinden korkuyorum artık, zaten beş sene uzun bir süre ve hala devam ediyor..

18 Haziran 2007 Pazartesi

Sistem

Öyle gözüküyor ki sınıflı bir sisteme geçiyor topluluğumuz. Altta kalanlar, üste çıkmaya çalışanlar, hep altta kalacaklar, bilgin gibi görünenler, tırmalayanlar, ezilenler..
Eskiden kardeşçe yaşardık, pek samimi değildik, gruplaşma azdı, karmakarışıklık yoktu, kimse birbirine durduk yere laf atmaz, kimse her yazılana cevap veriyor diye püskürtülmezdi.
Şimdi en neşeli insanlara sataşılıyor, neşeleri tanımadığı kişiler tarafından kaçırılıyor; en akıllı, hitabeti seviyeli, hakkını savunabilen kişiler püskürtülüyor.
Eskiden kendi halimde biriydim etliye sütlüye karışmazdım ama artık başkalarının hayatları, davranışları da beni ilgilendirmeye başladı ve artık tanışma bitti sanırım.
Yerleri süpüren, temiz bir yerde yaşamamızı sağlayan yetkililer olsun fakat yetkililer tarafından yetkilendirilen 'Tanrı'nın Eli' kıvamında insanlar olmasın.
Yetkililer insanların isteklerine aldırış etsin, memnun etsin, kulak deveye üstün gelince develer birleşip kulakları çekmesin, kesmesin.
Her zaman ne derler: Sevgi olmayabilir ama saygı mutlaka gerekli.
Bilinsin ki kulak hiçbir zaman kulaklığını unutmadı, unutmayacak.
Saygılarımla.

16 Haziran 2007 Cumartesi

Fotoğraf

Bu fotoğrafta çok güzel çıkmışsın; ama elini omzuna atan kişi terk edip gitse seni, bir daha beraber fotoğraf çektiremeseniz?..

22 Nisan 2007 Pazar

şeker

Dün köye gittik babamla, ninemin yanına. Sabah köyde pek durmadan bahçeye indik babamla, otları temizledik. Sonra köye geri döndük, babam arılara bakmaya gitti, ben ninemin yanında kaldım. Misafir gelince bol bol muhabbet etmek istiyor kadın doğal olarak, başladı anlatmaya, konuştuk, konuştuk.. Sonunda muhabbet hastalığına geliverdi, çıkardı ilaçlarını, bir sürü ilacı var, artık kullanmak istemiyorum diyor. Geçen hafta şekeri 340'a çıkmış, neden dikkat etmiyorsun kendine dedim. Şeker hapını aldı eline, bak dedi,
-Bu meret zıkkım gibi, çok acı.
-Ee?
-Her gece alıyorum bundan bir tane ama tadı çok acı olduğu için içtikten sonra midem kalkıyor, ben de acısını yatıştırmak için şeker yiyorum.
Şeker hapından sonra şeker yiyen şeker hastası..

18 Nisan 2007 Çarşamba

Neden?

Daha ne kadar sürecek Allah' ım? Bana her şeyi nasip ediyorsun, her istediğim bir şekilde oluyor, bir şekilde mutlu oluyorum ama tek bir şey.. beni onunla mı sınıyorsun, daha ne kadar onu içimde tutmamı, acı çekmemi, onu hayatımın en önemli isteği ve en büyük çıkmazı şeklinde bırakıp O' na bağımlı bir hayat yaşamamı istiyorsun? Ya da şu dağınık kafamın içine neden farklı şeyler sokup ondan uzaklaşmamı sağlamıyorsun? Neden bitti, kurtuldum derken aniden eskisinden daha tepkisiz, uzak bir şekilde O'nu karşıma çıkartıp bağımlılığımı ve üzüntümü biraz daha artırıyorsun?

Ben mutlu olayım ama onlar?

Sevdiğin insanın sevdiğinin annesi vefat ettiği için üzülmek, duygulanmak.. Bugüne kadar sevmediğim bir kişinin annesinin vefatı üzerine sevdiğime, hiç sevmediğim sevdiğine destek olması ve O'na sıkı sıkı sarılması gerektiğini söylemek.. İnsan, düşmanı, rakibi gibi gördüğü bir kişinin mutlu olmasını ancak bu gibi zor durumlarda istiyor sanırım, bu durum da sevdiğinin mutsuzluğunu istemediğinden dolayı.. Diğer zamanlar onların mutluluğunu bozayım, sevdiğini elinden alayım, ben mutlu olayım..

17 Nisan 2007 Salı

kahve..

-Hocam ben Faruk'u Altıparmak'ta gördüm. Geziyordu..
-Altıparmak neresi Büşra?
-Şurası hocam: dırdırdır..
-Faruk sen Altıparmak da mı geziyordun?..
Hocam bana ilgili gibi görünmeye çalışmayın, dersinizi anlatın gidin, ben sizden ders anlatmanızı istiyorum, siz de benden kuzu kuzu dersinizi dinlememi isteyin, sene sonunda birbirimizi tanımayalım, helalleşmeyelim de, hakkımız geçmedi birbirimize..
Yaşantım hakkında küçük dokundurmalarda bulunmayın, sınıftaki edilgen duruşum sizi ilgilendirmesin, arkadaşlarımla samimi olmamı beklemeyin. Hani kütüphaneye gidersiniz, bir kitap ararsınız fakat bulamazsınız, orada bulunan herhangi birinden yardım istersiniz, kitabı bulmanıza yardımcı olur, ardından 5-10 dakikalık bir muhabbet için beraber kahve içer, arkadaş olursunuz, buna benzer bir durum da okulda yaşanıyor benim için. Sınıftaki insanlar benim sadece arkadaşlarım, kitabı bulmama yardım edecek sıradan, bana bir katkısı bulunmayacak insanlar, benimle aynı tür kitapları okuyan, ileride dostum olabilecek kişi sayısı 2 ya da 3 fazla değil. Bu yüzden sizin gibi sınıftaki arkadaşlarım da beni pek alakadar etmiyor..
Lütfen siz de benimle ilgilenmeyin, daha doğrusu ilgili gibi davranmayın.